mrppoet.com
Anasayfa

Blog

Çalışmalar Fotoğraflar PembePanter Müzik  

Çalışmalar

Madem çalışmalar dedik hepsini içerebilir artık. Burda da ilginç bi iki öykümüz var. Öyküler ".doc" formatında. Orda burda alıntı yapmak sebest değildir.
Öyküler
Kızı ve Tüy
Kızıl ve Tüy / Kadınlar hakkında bildiklerinizi bir kenara koyun şimdi. Kadınlar hakkında bir şeyler bilmek güzeldir ama bildiklerinizin öğreneceklerinizi engellemesini istemiyorum.
Ne zaman Kızıl’dan bahsetmek istesem içimi garip bir endişe kaplıyor. Endişeleniyorum çünkü onu yanlış anlamanızdan çekiniyorum.
Raveillanpfer
Raveillanpfer / Tam bu sırada üç oğlanın da belirli nedenlerle sevecekleri kız tren istasyonuna ayak basmıştı. Birbirine fazlası ile uzak ama bir o kadar da ortak bir paydada bağlı bu üç oğlanın sevdikleri kız tam o an Samirin Tren İstasyonu’na ayak basmıştı işte. Ve bunu ne fahişenin oğlu Eralin, ne Selena’nın şuan on altısındaki oğlu Yuvela ve ne de şu bizim kaçık ölümlü Brebolin biliyordu...
Ayna
Ayna / Duvarlar düşünce nefesin sürecek mi? Nefesin toza vuracak mı, bulutlar yapacak mı çapaklı gözlerinin korkuyla gördüğü enkazlar arasında? Yanaklarında korkudan ölmüş birkaç damla gözyaşı ve ellerinde sarsıntılarla uçuşmuş günahlarının çarpık bacakları… Kırıklarını aldırdığın kalbin portmantoda asılı kaldı, ne demeli? Garip, garip diye geçirirsin içinden...
Kapı Kapandı
Kapı Kapandı / Oklinos okunu fırlattı. Atıp da vurduğu bir şey yoktu aslında. Olimpos Dağı’nın etekleri şimdi binlerce vızıltı ile kalabalıklaşmıştı. Zaman akıp gitti Olimpos Dağı’nın eteklerinden yukarı…Henüz mavi olduğu sanılan gökyüzü vardı o zamanlar ve ne derinlik ne de sosyo-ekonomik konular kimse tarafından bilinmiyor ve böylece tartışılamıyordu...
Ömrün Kuzeyine Yolculuk
Ömrün Kuzeyine Yolculuk / Kollarımın ağırlaştığını hissediyorum. Ölüm sıcak bir uyku gibi gelecek. Bu yüzden sık sık uyuyorum. Yolculuğa çıkacağım o anın gelişi için tehlikeli bir sabırsızlık içindeyim. Daha önceleri uykuyu hiç bu kadar sevmezdim. Uyku benim için bir acı kaynağıydı. Uyumak üzere yattığım her an aklım binlerce karmaşa ile dolardı. Uykunun gelmediği o saatler boyunca o girdaplarda döner dururdum...
Korkudan Sevgiye Yolculuk
Korkudan Sevgiye Yolculuk / Yıllar ve yıllar sonra, büyük annemdeki tüm korkulara bir anahtar bulduğumda kendi korkularıma da bir cevap bulmuştum aslında. Büyükannemle yaşarken onun izleri ile şekillenmiştim, yani temelde onun hisleri ile beslendim ve şimdi onları silmek imkansız, bunu biliyorum sadece...
Okyanusun Kızı ve Mavi Yunus
Okyanusun Kızı ve Mavi Yunus / Üç beş dokuz...o orda yaşardı. Sahi söylüyorum. Tam orada. Portakal
kokan ülkeden beş bin balina boyu uzakta ve kırmızı papatya yetişen
dağlardan on yedi rüya kadar ötede... Tam orada... 42 ömür yenilecek kadar
yengeç barındıran, o devasa su kütlesinin tam ortasında...
Saklambaç
Saklambaç / Ellerinde kocaman renkli meşeler, hani şu gözünüze dayayıp gökyüzüne baktığınız ve alacalı bulacalı bir sürü renk gördüğünüz, kraterlerin içinde keşiflere çıktığınız meşelerden. Bazısı yetmiş beşlik bazısı yüzlük meşeler. Sarıya çalan kırmızı bir toprak, beyaz spor ayakkabıları ile ayakta bekleşen çocukları akşam yiyecekleri bir azar için hazır kılmakta...
Şehzade ve Güzel
Şehzade ve Güzel / Bir vakit bir rüyalar aleminde, gözlerinde nehirler akan bir şehzade vardı. Bal akardı nehirlerden ve gözleri, sütün beyazıyla buğdayın sarısını harmanlamış, parlak köpükler salan o baldan nehirleri yansıtmazdı sadece… kırlangıçları almıştı üzerine, o baldan küreler, kırçıl kırçıl olsun diye ve menekşelerin pasteli ve sütle beslenen topraklarda biten gelinciklerin kırmızısı ile yarışacak, minik minik benekler vardı o büyülü küreleri zarafetle kaplayan bal ve kırçıl boyasını üzerinde...
Kısa-soyut yazılar
Armut Çekirdeği
Armut Çekirdeği / armut çekirdeği kadar tek kalsak burada yine bırakmasak kabuğumuzu yine desek yine dünyaya gelsek bir çekirdek olamayız ama ya olursak ya yine aynı günü yaşarsak yine aynı filizi verirsek ve hiç bilmeden aynı olduklarını daha önce yaşandıklarını yine olanları yaşarsak...
Bekleyiş
Bekleyiş / Sarı kumlarda tekrar uyandığımda hemen doğruldum ve öfkeyle bahçenin bulunduğu yere doğru koştum. Hala oradaydı. Bu kez güzelliğe dalıp mantığımı yitirmeyeceğime dair sözler veriyordum kendime. İlerledim. Bahçe bir yerde sona erdi ve geniş bir toprak parçasında tek başıma yürümekte olduğumu fark ettim. Etrafta başka bir canlı ya da herhangi bir şey yoktu...
Kabuk
Kabuk / Yontulmuş kahverengi şekilsiz bir tahta parçasının üzerinde duruyorum. Etraf alabildiğine dağınık, pembe çoraplar ve sarı bir çift terlik sanki şakalaşıyormuşçasına birbirine dolanmış yatağın tam yanında uzanıyor. Duvarlardan yerlere doğru süzülen hafif nemli bir hava odanın ortalarında, keten perdelerin ardındaki aralık camdan içeri giren gün ışığı ve ılık bir rüzgarla birlikte daha güvenilir bir şekle bürünüyor...
Küçük Prens Yürümüş
Küçük Prens Yürümüş / Ardından da prensesin öptüğü kurbağa gelmiş sessizce. Tüm o sessizlikte esen rüzgar, kırlangıcın sevdiği sazı okşamış. Gökte koca bir yıldız pervane şapkalı çocuğa gülümsemiş. Çocuğun altın saçlarından biri kibritçi kızın avucuna düşmüş, kızın gülümseyen kiraz dudaklarının kırmızısı da bir gülün yaprağına uzanmış. Gülü koklayan cüce onu Pamuk Prenses’e götürmüş...
Sarı
Sarı / Sarı bir limon kabuğu üzerindeki minik çukurda başlasak